"Benim nâçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır."
I. Karanlıktan Doğan Güneş
- yüzyılın sonlarına doğru, imparatorlukların sarsıldığı ve "Hasta Adam" yakıştırmasıyla Türk milletinin tarih sahnesinden silinmek istendiği bir dönemde; Selanik’te bir evde çakmak çakmak yanan mavi gözlü bir çocuk dünyaya geldi. Kimse bilemezdi ki bu çocuk, sadece bir asker değil, bir milletin kaderini elleriyle yeniden yazacak olan dahi bir stratejist olacaktı.
II. Çelikten İrade: Kurtuluş Savaşı
Geldikleri gibi giderler! diyerek İstanbul Boğazı’na bakan o vakur duruş, 19 Mayıs 1919’da Samsun’da bir meşaleye dönüştü. Amasya, Erzurum ve Sivas’ta örülen milli birlik ruhu, Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla ete kemiğe büründü.
- Sakarya Meydan Muharebesi: "Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh, bütün vatandır."
- Büyük Taarruz: Bir milletin varoluş imzasının atıldığı o efsanevi sabah.
- Lozan: Askeri zaferin masadaki diplomatik tescili.
III. Devrimlerle Örülen Bir İstikbal
Savaş bittiğinde Atatürk için asıl mücadele yeni başlıyordu: Cehaletle ve geri kalmışlıkla savaş. Kılıcı kınına sokan Gazi, kalemi eline alarak modern Türkiye’nin temellerini attı.
- [] Cumhuriyetin İlanı: Egemenliğin kayıtsız şartsız millete devredilmesi.[] Harf Devrimi: Bir gecede tüm bir halkın okuryazar olma yolundaki büyük dönüşümü.[] Kadın Hakları: Avrupa'nın pek çok ülkesinden önce Türk kadınına seçme ve seçilme hakkının verilmesi.[] Sanayileşme ve Eğitim Hamleleri: Kendi uçağını yapan, kendi fabrikasını kuran tam bağımsız Türkiye ideali.
O, "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir," diyerek bizlere dogmaların değil, aklın ve bilimin yolunu miras bırakmıştır. Laiklik ilkesiyle inanç özgürlüğünü güvence altına almış, devletin temelini sarsılmaz hukuk kuralları üzerine inşa etmiştir.
IV. Bitmeyen Bir Özlem ve Ebedi Miras
10 Kasım 1938 saat 09:05’te Dolmabahçe’de bir kalp durdu ama bir fikir imparatorluğu yükseldi. Atatürk’ü sevmek; onun fikirlerini anlamak, kurduğu Cumhuriyeti korumak ve her zaman ileriye bakmaktır. O, gençliğe hitabesinde belirttiği gibi, her türlü zorlukta dahi muhtaç olduğumuz kudretin damarlarımızdaki asil kanda mevcut olduğunu hatırlatan ebedi başkomutandır.
Anıtkabir’de yatan sadece naaş değildir; bir milletin hürriyet aşkıdır, onurudur, geleceğidir.
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!
Saygı, Minnet ve Sonsuz Özlemle...